İlişkide Duygusal Uzaklaşma: Partnerler Birbirinden Neden Uzaklaşır?

Bir ilişkide her şey dışarıdan bakıldığında yolunda görünebilir. Partnerler birlikte yaşamaya devam eder, günlük sorumluluklarını paylaşır ve hayatlarını bir şekilde sürdürür. Ancak aralarında eskisi kadar yakınlık olmadığını hissedebilirler.
Eskiden gün içinde yaşadıklarını birbirlerine anlatan iki kişi, zamanla yalnızca yapılması gerekenleri konuşmaya başlayabilir. Birinin canını sıkan bir olay olduğunda diğeri bunu fark etmeyebilir. Birlikte geçirilen zaman devam etse bile duygusal paylaşım giderek azalabilir.
Bazen bu değişim belirgin bir olayın ardından yaşanır. Bazen de çiftler, birbirlerinden ne zaman uzaklaşmaya başladıklarını tam olarak hatırlayamaz.
İlişkide duygusal uzaklaşma her zaman sevginin bittiği anlamına gelmez. Ancak partnerlerin birbirlerinin iç dünyalarına daha az dâhil olmaya başladıklarını ve aralarındaki bağın zayıfladığını hissetmeleri, üzerinde durulması gereken bir durumdur.
Peki, birbirine yakın hisseden iki insan zamanla nasıl bu kadar uzaklaşabilir?
Duygusal yakınlık neden zamanla azalır?
İlişkinin ilk dönemlerinde partnerler genellikle birbirlerini tanımaya daha fazla zaman ayırır. Birbirlerinin düşüncelerini, geçmişlerini, hayallerini ve beklentilerini merak ederler. Gün içinde yaşanan küçük olaylar bile paylaşılmaya değer bulunabilir.
İlişki ilerledikçe günlük hayatın sorumlulukları artabilir. İş, ev, çocuklar, maddi konular ve diğer yaşam meseleleri daha fazla yer kaplamaya başlayabilir. Partnerler birlikte çok zaman geçirseler bile birbirlerine duygusal olarak ne kadar alan açabildiklerini fark etmeyebilirler.
Bir süre sonra konuşmalar çoğunlukla günlük işlerin nasıl yürütüleceğiyle sınırlı kalabilir.
“Çocuğu okuldan kim alacak?”, “Akşam ne yapacağız?”, “Şu faturayı ödedin mi?” gibi konuşmalar elbette ilişkinin doğal bir parçasıdır. Sorun, iletişimin yalnızca bu konulardan ibaret hâle gelmesidir.
Çünkü bir ilişkiyi sürdürmek, yalnızca ortak sorumlulukları yerine getirmekten ibaret değildir. Partnerlerin birbirlerinin neler hissettiğini, ne düşündüğünü ve hayatlarında neler olup bittiğini de takip edebilmeleri gerekir.
Gottman yaklaşımında ilişkinin arkadaşlık boyutu bu nedenle önemli bir yer tutar. Partnerlerin birbirlerinin iç dünyasını tanımaları ve zaman içinde birbirleri hakkındaki bilgilerini güncellemeleri, duygusal bağın sürdürülmesine katkıda bulunur.
Birlikte yaşamak, birbirini hâlâ tanımak anlamına gelmeyebilir. İnsanlar değişir; ihtiyaçları, öncelikleri ve hayata bakışları da zaman içinde farklılaşabilir.
Bu nedenle duygusal yakınlık, bir kez kurulup kendiliğinden devam eden bir durumdan çok, ilişki boyunca beslenmesi gereken bir bağdır.
Partnerler birbirlerini anlamadıklarını hissettiklerinde
Duygusal uzaklaşmanın nedenlerinden biri de kişinin ilişki içinde kendisini anlaşılmamış hissetmesidir.
Örneğin bir partner, iş yerinde yaşadığı zor bir günü anlatırken diğer partner hemen çözüm önermeye başlayabilir. Yardımcı olmak amacıyla yapılan bu davranış, anlatan kişi tarafından duygularının yeterince dinlenmediği şeklinde algılanabilir.
Benzer durumlar tekrarlandığında kişi zamanla yaşadıklarını paylaşmaktan vazgeçebilir. “Nasıl olsa anlamayacak” ya da “Anlatsam da bir şey değişmeyecek” diye düşünmeye başlayabilir.
Diğer partner ise paylaşımın azalmasını, kendisinden uzaklaşılması veya artık kendisine ihtiyaç duyulmaması şeklinde yorumlayabilir.
Böylece bir taraf anlaşılmadığını düşündüğü için daha az paylaşırken diğer taraf, paylaşım azaldığı için yakınlık kurmakta zorlanabilir.
Bu örnekte iki partner de yaşanan uzaklaşmadan etkilenmektedir. Ancak birbirlerinin deneyimlerini konuşamadıkları için aralarındaki mesafe giderek artabilir.
Burada önemli olan, her iki tarafın da aynı şekilde düşünmesi değildir. Duygusal yakınlık, partnerlerin farklı deneyimlere sahip olsalar bile birbirlerinin deneyimlerine ilgi gösterebilmeleriyle güçlenebilir.
Küçük yakınlaşma girişimleri neden önemlidir?
İlişkilerde yakınlık kurmak her zaman uzun konuşmalar veya özel zamanlar gerektirmez. Bazen gün içinde yaşanan küçük bir olayın paylaşılması, bir düşüncenin anlatılması ya da partnerin dikkatini çekmeye yönelik basit bir davranış da bağlantı kurma girişimi olabilir.
Örneğin bir partner, gördüğü komik bir videoyu gösterebilir, gün içinde yaşadığı bir olayı anlatabilir veya akşam birlikte bir şeyler yapmak istediğini söyleyebilir.
Bu davranışların her biri yalnızca kendi içeriğiyle ilgili olmayabilir. Bazen kişi, partnerinin kendisiyle ilgilenip ilgilenmediğini, paylaşımına karşılık verip vermediğini veya onunla bağlantı kurmaya açık olup olmadığını da deneyimler.
Gottman yaklaşımında bu tür davranışlar, partnerin dikkatini ve duygusal karşılığını arayan yakınlaşma girişimleri olarak ele alınır.
Bu girişimlere verilen karşılıklar, günlük yaşamda ilişkinin duygusal iklimini etkileyebilir.
Partnerin anlattığı bir olaya ilgi göstermek, bir sorusuna yanıt vermek veya onunla kısa bir sohbet başlatmak küçük görünebilir. Ancak bu karşılıklı etkileşimlerin sürekliliği, partnerlerin birbirlerine erişilebilir olduklarını hissetmelerine yardımcı olabilir.
Elbette her yakınlaşma girişimine her zaman aynı şekilde karşılık vermek mümkün değildir. İnsanlar yorgun, meşgul veya zihinsel olarak başka bir konuya odaklanmış olabilirler. Burada önemli olan tek bir davranıştan çok, ilişkinin genelinde birbirine yönelme ve bağlantıyı sürdürme çabasının bulunmasıdır.
Duygusal uzaklaşma yaşayan çiftlerde ise bu küçük girişimler zamanla azalabilir veya fark edilmeden karşılıksız kalabilir.
Tekrarlayan tartışmalar duygusal uzaklaşmaya neden olabilir mi?
Bazı çiftlerde duygusal uzaklaşma, sık yaşanan tartışmaların ardından belirginleşebilir.
Partnerler belirli bir konuyu tekrar tekrar konuşuyor ancak bir sonuca ulaşamıyorsa, zamanla aynı meseleleri gündeme getirmekten yorulabilirler. Tartışmaların eleştiri, savunmacılık veya karşılıklı suçlamalarla ilerlemesi de konuşmanın giderek daha zorlayıcı hâle gelmesine neden olabilir.
Bir süre sonra taraflardan biri ya da her ikisi, yeni bir tartışma yaşamamak için bazı konuları açmamayı tercih edebilir.
İlk bakışta bu durum ilişkide huzurun arttığı izlenimini verebilir. Ancak konuşulmayan konuların artması, her zaman sorunların çözüldüğü anlamına gelmez.
Örneğin bir partner, rahatsız olduğu bir durumu dile getirdiğinde tartışma çıktığını düşünüyorsa zamanla beklentilerini ifade etmekten vazgeçebilir. Diğer partner ise artık şikâyet duymadığı için ilişkide bir sorun kalmadığını düşünebilir.
Oysa taraflardan biri kendisini ifade etmekten vazgeçmiş olabilir.
Bu nedenle tartışmaların azalması ile duygusal yakınlığın artması aynı şey değildir. Bir ilişkide çatışmaların nasıl ele alındığı kadar, partnerlerin birbirleriyle ne ölçüde açık ve güvenli bir iletişim kurabildikleri de önemlidir.
Gottman yaklaşımında amaç, çiftlerin hiçbir zaman anlaşmazlık yaşamaması değildir. Anlaşmazlıklar sırasında ilişki bağını koruyabilmeleri, birbirlerini dinleyebilmeleri ve yaşanan gerilimden sonra yeniden bağlantı kurabilmeleri önem taşır.
İlişkilerde aynı çatışmaların neden tekrarlandığını daha ayrıntılı ele aldığımız yazımızı da okuyabilirsiniz.
Çift terapisi ne zaman değerlendirilebilir?
Bazı çiftler yaşadıkları uzaklaşmayı fark ettiklerinde kendi aralarında konuşarak yeniden yakınlaşabilir. Ancak bazı durumlarda ne söyleyeceklerini bilemeyebilir, konuşmaya çalıştıklarında yeniden tartışmaya başlayabilir veya aralarındaki mesafeyi nasıl azaltacaklarını kestiremeyebilirler.
Partnerler arasındaki duygusal uzaklaşma uzun süredir devam ediyorsa, konuşmalar yalnızca günlük sorumluluklarla sınırlı kalıyorsa ya da taraflardan biri ilişki içinde kendisini sürekli yalnız hissediyorsa profesyonel destek değerlendirmeye alınabilir.
Çift terapisinde partnerlerin iletişim biçimleri, tekrarlayan çatışmaları, duygusal ihtiyaçları ve ilişki içindeki yakınlıkları birlikte ele alınabilir. Amaç yalnızca daha fazla konuşmalarını sağlamak değil, birbirlerini nasıl dinlediklerini, birbirlerinin deneyimlerini nasıl yorumladıklarını ve aralarındaki bağı nasıl etkilediklerini anlamalarına yardımcı olmaktır.
Bununla birlikte, ilişkide korkutma, tehdit, şiddet veya zorlayıcı kontrol davranışları varsa durum yalnızca duygusal uzaklaşma ya da iletişim sorunu olarak değerlendirilmemelidir. Bu gibi durumlarda öncelik güvenliğin sağlanması ve uygun profesyonel desteğin değerlendirilmesidir.
Sonuç
İlişkide duygusal uzaklaşma çoğu zaman tek bir olayla açıklanamayabilir. Günlük yaşamın yoğunluğu, birbirini anlamakta zorlanmak, tekrarlayan çatışmalar ve küçük yakınlaşma girişimlerinin zamanla azalması bu süreçte rol oynayabilir.
Bir ilişkide fiziksel olarak yan yana olmak, duygusal olarak da yakın hissetmek için her zaman yeterli değildir. Partnerlerin birbirlerinin dünyasını merak etmeye, paylaşımda bulunmaya ve günlük yaşam içinde birbirlerine karşılık vermeye devam etmeleri gerekir.
Bazen yeniden yakınlaşmak, büyük bir konuşmayla değil, birbirine yöneltilen küçük ama samimi bir soruyla başlayabilir.
Klinik Psikolog Melisa Arslan Özel | Suadiye, Bağdat Caddesi
İstanbul Kadıköy Suadiye’de bulunan Dr. Turan Çetin Psikiyatri Kliniği’nde Klinik Psikolog Melisa Arslan Özel, yetişkinlere yönelik yüz yüze ve çevrim içi psikoterapi hizmeti sunmaktadır.
Terapi sürecinde danışanın başvuru nedeni, yaşam öyküsü, mevcut ihtiyaçları ve yaşadığı güçlükler doğrultusunda kapsamlı bir klinik değerlendirme yapılmakta; terapi süreci kişiye özel olarak yapılandırılmaktadır.
Psikoterapi çalışmalarında EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme), Gottman Çift Terapisi, Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), ve Çözüm Odaklı Terapi yaklaşımlarından yararlanılmaktadır.
Terapi sürecinde başta kaygı bozuklukları, depresyon, travma, ilişki sorunları ve duygu düzenleme güçlükleri olmak üzere farklı psikolojik güçlükler üzerine çalışılmaktadır.
Terapi süreci, kişinin yaşadığı sorunları yalnızca mevcut belirtiler üzerinden değil; yaşam öyküsü, düşünce ve duygu dünyası, ilişkileri ve ihtiyaçları ile birlikte ele alan bütüncül bir klinik bakış açısıyla yürütülmektedir.
