top of page

İlişkide Kendini Yalnız Hissetmek Ne Anlama Gelir?

Yazarın fotoğrafı: Melisa Arslan Özel
Melisa Arslan Özel
22 Eki
4 dakikada okunur

Bir ilişkinin içinde olduğumuzda yalnızlığın ortadan kalkacağını düşünebiliriz. Hayatımızı paylaştığımız, gün içinde konuştuğumuz, aynı evde yaşadığımız birinin varlığı bize yakınlık ve bağlılık hissi verebilir. Ancak bazen bütün bunlara rağmen kendimizi yalnız hissederiz.


Birlikte vakit geçiriyor olmak, her zaman duygusal olarak yakın olduğumuz anlamına gelmez. İki insanın hayatı iç içe geçmişken bile birbirlerinin iç dünyalarından uzaklaşması mümkündür. Bu nedenle ilişkide yalnızlık, yalnızca fiziksel olarak ayrı kalmakla değil, ilişkinin içinde ne kadar görüldüğümüz ve anlaşıldığımızla da ilgilidir.


İlişkide yalnızlık nasıl ortaya çıkar?

İlişkide yalnızlık çoğu zaman belirgin bir olayın ardından başlamaz. Bazen zaman içinde biriken küçük deneyimlerle ortaya çıkar. Anlatılanların yeterince dinlenmediğini hissetmek, önemli bir konuda anlaşılmadığını düşünmek veya duygusal olarak ihtiyaç duyulan anlarda partnerine ulaşamamak bu hissin oluşmasında etkili olabilir.

Kişi zamanla yaşadıklarını anlatmanın bir şeyi değiştirmeyeceğini düşünmeye başlayabilir. Konuşmalar günlük sorumluluklar, yapılması gerekenler ve sıradan gündelik meselelerle sınırlı kalabilir. İletişim devam etse bile ilişkinin duygusal tarafı geri planda kalabilir.

Böyle durumlarda çiftler dışarıdan bakıldığında birlikte ve uyumlu görünebilir. Ancak ilişkinin içinde, paylaşılmayan düşünceler ve ifade edilmeyen duygular nedeniyle giderek büyüyen bir mesafe bulunabilir.


Birlikte olmak neden her zaman yakın hissettirmez?

Duygusal yakınlık yalnızca aynı ortamda bulunmak veya birlikte zaman geçirmekle oluşmaz. Kişinin partnerinin kendisiyle gerçekten ilgilendiğini, duygularına alan açtığını ve yaşadıklarını anlamaya çalıştığını hissetmesi de bu yakınlığın bir parçasıdır.

Gottman yaklaşımında ilişkideki arkadaşlık, birbirinin iç dünyasını tanıma ve gündelik etkileşimlerde kurulan duygusal bağ önemli bir yer tutar. Partnerlerin birbirlerinin ilgi alanlarını, kaygılarını, beklentilerini ve zaman içinde değişen ihtiyaçlarını ne ölçüde bildikleri, ilişkinin niteliğiyle bağlantılıdır.

Bu bağ zayıfladığında çiftler birlikte yaşamaya devam etseler bile birbirlerinin hayatına eskisi kadar dahil olmadıklarını hissedebilirler. Birlikte geçirilen zaman artarken duygusal paylaşım azalabilir. Dolayısıyla yakınlık, yalnızca ilişkinin ne kadar sürdüğüyle veya ne sıklıkta bir araya gelindiğiyle açıklanamaz.


Anlaşılmadığını hissetmek ve duygusal yalnızlık

İlişkide yalnızlık hissinin önemli kaynaklarından biri, kişinin kendi iç dünyasının partneri tarafından anlaşılmadığını düşünmesidir.

Bir olay karşısında üzgün olan kişi, partnerinden yalnızca bir açıklama veya çözüm beklemiyor olabilir. Bazen asıl ihtiyacı, yaşadığı duygunun fark edilmesi ve deneyiminin karşısındaki kişi için anlam taşıdığını hissetmektir. Ancak partnerler aynı durumu farklı şekillerde yorumlayabilir. Bir taraf duygusal paylaşım ararken diğer taraf sorunu çözmeye odaklanabilir. Bir taraf konuşarak yakınlaşmak isterken diğeri tartışmanın büyümesinden kaçınmak için geri çekilebilir.

Bu farklılıklar her zaman sevgisizlik anlamına gelmez. Bununla birlikte, tekrar tekrar yaşandığında taraflardan biri kendisini ilişkide duyulmamış veya yalnız bırakılmış hissedebilir.

Zaman içinde bu deneyimler, kişinin partneriyle ne kadar şey paylaşabildiğini de etkileyebilir. Daha önce rahatlıkla anlattığı konuları içinde tutmaya başlaması veya duygusal ihtiyaçlarını dile getirmekten vazgeçmesi, ilişkideki mesafenin daha belirgin hale gelmesine eşlik edebilir.


Tekrarlayan tartışmaların ve uzaklaşmanın etkisi

Bazı çiftlerde duygusal yalnızlık, sık yaşanan tartışmalarla birlikte görülür. Aynı konuların tekrar tekrar gündeme gelmesi, konuşmaların savunmaya geçme, eleştirilme veya geri çekilme etrafında şekillenmesi, zamanla ilişkinin güvenli bir paylaşım alanı olma özelliğini zayıflatabilir.

Bir taraf kendisini duyurabilmek için tepkilerini artırırken diğer taraf çatışmadan uzaklaşmak için daha fazla geri çekilebilir. Geri çekilme, ilk tarafın daha fazla anlaşılmadığını hissetmesine; artan tepkiler ise diğer tarafın daha fazla uzaklaşmasına yol açabilir. Böylece iki taraf da ilişki içinde yalnız hissederken birbirlerinin yalnızlık deneyimini fark etmekte zorlanabilir.

Gottman yaklaşımında ilişkinin niteliği yalnızca çatışmaların varlığıyla değil, çiftlerin gündelik etkileşimleri ve aralarındaki duygusal bağla birlikte değerlendirilir. Bu nedenle ilişkideki uzaklaşmayı yalnızca tartışmaların sıklığı üzerinden anlamak yeterli değildir. Tartışmaların arasında yakınlığın, merakın ve karşılıklı ilginin ne ölçüde sürdüğü de önemlidir.


İlişkide yalnız hissetmek, ilişkiyi sevmemek anlamına mı gelir?

İlişkide yalnızlık hisseden biri partnerini sevmeye devam edebilir. İlişkiye bağlılık duyabilir, ortak bir geçmişe ve geleceğe değer verebilir. Buna rağmen ilişkinin içinde karşılanmayan duygusal ihtiyaçlar yaşayabilir.

Sevgi ile duygusal yakınlık birbiriyle ilişkili olsa da aynı şey değildir. Birini sevmek, onunla her zaman anlaşabilmek veya her durumda birbirini anlayabilmek anlamına gelmez. Aynı şekilde, ilişkide yalnız hissetmek de tek başına sevginin bittiğini ya da ilişkinin mutlaka sona ermesi gerektiğini göstermez.

Bu hissin anlamı, ilişkinin genel dinamikleri ve zaman içinde yaşananlarla birlikte değişebilir. Bazen geçici bir uzaklaşma dönemini yansıtırken bazen de uzun süredir devam eden bir kopukluğun işareti olabilir. Bu nedenle yalnızlık hissini tek bir nedene bağlamak veya her ilişkide aynı şekilde yorumlamak mümkün değildir.


İlişkide duygusal yalnızlığın anlamı

İlişkide kendini yalnız hissetmek, iki insan arasında fiziksel bir ayrılık olmadan da duygusal bir mesafenin oluşabileceğini gösterir. Bu mesafe her zaman açık çatışmalarla ortaya çıkmaz; bazen konuşulmayan konularda, paylaşılmayan duygularda veya zamanla sıradanlaşan iletişim biçimlerinde kendini gösterir.

Çiftlerin yaşadığı güçlükleri anlamak için yalnızca ne sıklıkta tartıştıklarına değil, birbirlerinin iç dünyasıyla nasıl ilişki kurduklarına da bakmak gerekir. Çünkü bir ilişkide yakınlık, yalnızca birlikte kalmakla değil, iki kişinin birbirinin deneyimine ne ölçüde temas edebildiğiyle de ilgilidir.

İlişkideki duygusal yalnızlık uzun süre devam ettiğinde veya çiftler arasındaki mesafeyi anlamlandırmak zorlaştığında, çift terapisi ilişki dinamiklerinin ve tekrarlayan etkileşim örüntülerinin ele alındığı bir alan sunabilir.


Klinik Psikolog Melisa Arslan Özel | Suadiye, Bağdat Caddesi

İstanbul Kadıköy Suadiye’de bulunan Dr. Turan Çetin Psikiyatri Kliniği’nde Klinik Psikolog Melisa Arslan Özel, yetişkinlere yönelik yüz yüze ve çevrim içi psikoterapi hizmeti sunmaktadır.

Terapi sürecinde danışanın başvuru nedeni, yaşam öyküsü, mevcut ihtiyaçları ve yaşadığı güçlükler doğrultusunda kapsamlı bir klinik değerlendirme yapılmakta; terapi süreci kişiye özel olarak yapılandırılmaktadır.

Psikoterapi çalışmalarında EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme), Gottman Çift Terapisi, Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), ve Çözüm Odaklı Terapi yaklaşımlarından yararlanılmaktadır.

Terapi sürecinde başta kaygı bozuklukları, depresyon, travma, ilişki sorunları ve duygu düzenleme güçlükleri olmak üzere farklı psikolojik güçlükler üzerine çalışılmaktadır.

Terapi süreci, kişinin yaşadığı sorunları yalnızca mevcut belirtiler üzerinden değil; yaşam öyküsü, düşünce ve duygu dünyası, ilişkileri ve ihtiyaçları ile birlikte ele alan bütüncül bir klinik bakış açısıyla yürütülmektedir.

bottom of page